Roj baş ne? Bir Günlüğün Sayfalarında Saklı Kalan Küçük Bir Selam
Kayseri’de yaşadığım yirmi beş yıl boyunca bana en çok eşlik eden şeylerden biri eski defterlerim oldu. Çocukluğumdan beri günlük tutuyorum. Bazen birkaç cümle, bazen sayfalar dolusu yazıyorum. İnsan bazı duyguları yüksek sesle anlatamıyor ama bir kalem ve boş bir sayfa karşısında kendini daha kolay buluyor.
Geçen kış, soğuk bir Kayseri sabahında yaşadığım küçük bir olay, günlüğümün en özel sayfalarından birine dönüştü. O gün öğrendiğim tek bir cümle, aslında insanların birbirine ne kadar uzak görünse bile küçük bir selamla yakınlaşabileceğini bana gösterdi.
O cümlenin adı “Roj baş ne?” idi.
İlk duyduğumda anlamını bilmiyordum. Kulağıma farklı, sıcak ve samimi gelmişti. Bir insanın başka bir insana güne güzel başlaması için söylediği basit ama anlamlı bir selam olduğunu öğrendiğimde içimde garip bir mutluluk oluştu. Çünkü bazen hayatımızda büyük değişimler büyük olaylarla değil, küçücük bir kelimeyle başlıyor.
Kayseri’de Soğuk Bir Sabah ve Beklenmedik Bir Karşılaşma
O sabah erkenden uyandım. Penceremi açtığımda Kayseri’nin keskin soğuğu yüzüme vurdu. Erciyes’in beyaz görüntüsü her zamanki gibi etkileyiciydi ama içimde garip bir boşluk vardı. Son zamanlarda kendimi biraz yorgun hissediyordum. Hayallerim vardı, yapmak istediklerim vardı ama bazı şeylerin istediğim gibi ilerlememesi beni üzüyordu.
Günlüğüme o sabah şu cümleyi yazmıştım:
“Bazen insan neden uğraştığını unutuyor. Umut etmek güzel ama beklemek çok yorucu.”
O gün bir kafeye gidip biraz zaman geçirmek istedim. Tek başıma oturup kahvemi içerken yan masada oturan yaşlı bir adam dikkatimi çekti. Elinde eski bir kitap vardı ve sakin bir şekilde sayfaları çeviriyordu. Bir süre sonra göz göze geldik ve bana gülümseyerek selam verdi.
“Roj baş ne?” dedi.
Ne dediğini anlamadım. Bir an şaşırdım. Sonra gülümseyerek anlamını sordum.
Bana bunun güzel bir gün dilemek, sabah selamı vermek anlamında kullanıldığını söyledi. O an içimde beklemediğim bir sıcaklık hissettim. Çünkü o gün aslında ihtiyacım olan şey büyük tavsiyeler veya uzun konuşmalar değildi. Sadece birinin bana iyi bir gün dilemesi bile ruhumu hafifletmişti.
Bir Kelimenin İçinde Saklanan Duygu
O gün eve dönerken sürekli aynı şeyi düşündüm: Bir kelime nasıl bu kadar basit olup aynı zamanda bu kadar derin hissettirebilir?
“Roj baş ne?” benim için sadece bir selam olmaktan çıktı. O cümle, insanların birbirine uzattığı küçük bir umut eli gibi geldi.
Bazen hayatımızda kendimizi yalnız hissederiz. Kalabalıkların içinde bile kimsenin bizi gerçekten anlamadığını düşünürüz. Ben de o dönem böyle hissediyordum. Çevremde insanlar vardı ama içimde taşıdığım bazı hayal kırıklıklarını anlatmakta zorlanıyordum.
O gün yaşadığım küçük karşılaşma bana şunu hatırlattı: İnsan bazen tanımadığı birinden bile güç alabilir.
Günlüğüme o akşam uzun uzun yazdım. Önceden sadece yaşadığım olayları anlatırken, ilk defa bir kelimenin bende bıraktığı izi yazıyordum.
“Bugün biri bana sadece selam verdi ama sanki uzun zamandır unuttuğum bir şeyi hatırlattı. Dünya hâlâ güzel olabilir.”
Geçmişten Gelen Bir Selamın Bende Bıraktığı İz
Çocukluğumdan beri bazı kelimelerin özel bir ağırlığı olduğuna inanırım. Annemin söylediği güzel sözler, babamın zor zamanlarda verdiği destek, eski arkadaşlarımla paylaştığım küçük anılar… Hepsi hafızamda farklı yerlere dokunur.
“Roj baş ne?” de böyle oldu.
Bu sözü öğrendikten sonra çevremdeki insanların selamlaşmalarına daha farklı bakmaya başladım. Çünkü selam vermek aslında sadece bir alışkanlık değil. Karşındaki insana “Seni görüyorum” demektir.
Günümüzde herkes çok hızlı yaşıyor. Sabah işe yetişmek, günlük sorumlulukları tamamlamak, gelecekle ilgili endişeler taşımak derken bazen yanımızdaki insanları fark etmiyoruz. Oysa küçük bir tebessüm veya içten bir selam, birinin bütün gününü değiştirebilir.
Ben bunu kendi üzerimde gördüm.
O dönem yaşadığım bazı başarısızlıklar yüzünden kendime olan güvenimi kaybetmeye başlamıştım. Geleceğimle ilgili kaygılarım vardı. “Acaba doğru yolda mıyım?” diye kendime sürekli soruyordum. Ama o gün duyduğum basit bir cümle bana yeniden hareket etme cesareti verdi.
Günlüğümde Değişen Sayfalar
O karşılaşmadan sonra günlüklerimde farklı bir dil oluşmaya başladı. Eskiden daha çok sorunlarıma odaklanıyordum. Nelerin kötü gittiğini, nelerin eksik kaldığını yazıyordum.
Ama sonra küçük güzellikleri de fark etmeye başladım.
Bir komşunun içten selamını, sokakta oynayan çocukların kahkahasını, sabah güneşinin binaların arasından süzülmesini yazmaya başladım.
Çünkü insan bazen mutluluğu büyük olaylarda arıyor. Büyük başarılar, büyük değişimler, büyük kararlar bekliyor. Fakat hayat çoğu zaman küçük anların içinde saklanıyor.
“Roj baş ne?” benim için tam olarak böyle bir an oldu.
Bir yabancının söylediği bu iki kelime, bana yeniden umut etmeyi hatırlattı. Hayal kırıklıklarım tamamen kaybolmadı. Sorunlarım bir anda çözülmedi. Ama onlarla mücadele ederken yalnız olmadığımı hissettim.
Capacim ekibi olarak “Roj baş ne” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
Bir Selamla Başlayan Umut
Aradan aylar geçti. O gün karşılaştığım kişiyi bir daha görmedim. Belki o da beni hatırlamıyordur. Belki söylediği sözün bende ne kadar büyük bir etki bıraktığını hiç bilmeyecek.
Ama bazı insanların hayatımıza kısa süreliğine girip kalıcı izler bıraktığına inanıyorum.
Bazen bir öğretmenin söylediği tek bir cümle, bazen bir arkadaşın verdiği destek, bazen de hiç tanımadığımız birinin içten selamı bizi değiştirir.
Benim için “Roj baş ne?” böyle bir hatıra oldu.
Artık sabahları günlük yazarken kendime farklı bir soru soruyorum:
“Bugün kimin gününü güzelleştirebilirim?”
Çünkü bir insanın hayatına dokunmak için büyük şeyler yapmaya gerek olmadığını öğrendim. Bazen sadece samimi bir selam yeter.
Roj baş ne? Hayata Açılan Küçük Bir Kapı
Bugün hâlâ Kayseri’nin soğuk sabahlarında yürürken o günü hatırlıyorum. Erciyes’in karşısında, elimde sıcak kahvemle, hayatın bazen ne kadar küçük ayrıntılarla anlam kazandığını düşünüyorum.
“Roj baş ne?” benim için artık sadece anlamını öğrendiğim bir ifade değil. İçinde umut, sıcaklık ve insan sevgisi taşıyan özel bir hatıra.
Belki de hepimizin hayatında böyle küçük ama değerli anlara ihtiyacı var. Bizi durup düşündüren, yüzümüzde küçük bir gülümseme oluşturan, yarına daha umutla bakmamızı sağlayan anlara…
Ben o gün bir kelime öğrendim ama aslında çok daha fazlasını kazandım.
Bir selamın değerini, küçük iyiliklerin gücünü ve insan kalbinin ne kadar kolay umutla dolabileceğini öğrendim.
Bazen yeni bir başlangıç için büyük değişimler gerekmez. Bazen sadece biri sana dönüp içtenlikle:
“Roj baş ne?”
der.
Ve belki de o anda, uzun zamandır beklediğin güzel günün ilk adımı atılmış olur.