Konya’da Bir Gün: Yemekler Üzerinden Kendi Zihnimle Tartışmak
26 yaşındayım, Konya’da yaşıyorum. Günlerimin büyük kısmı ya bir şeyleri analiz ederek ya da hiçbir şeyi analiz etmeye çalışmayıp sadece düşünerek geçiyor. Mühendislik tarafım sürekli sistem kurmak istiyor, sosyal bilimlere meraklı yanım ise “insan neden böyle hisseder?” sorusunun peşinde.
Son zamanlarda kafamı en çok kurcalayan şeylerden biri şu oldu: Ülkemizin geleneksel bazı yemekleri nelerdir?
Ama bu soru benim için sadece bir liste sorusu değil. İçimde iki ayrı ses var ve sürekli tartışıyorlar. Biri diyor ki “veri topla, sınıflandır, analiz et.” Diğeri diyor ki “bırak, tadını hatırla, hikâyesini düşün.”
Ve işin garip yanı, ikisi de haklı gibi.
Ülkemizin geleneksel bazı yemekleri nelerdir? sorusuna iki farklı yaklaşım
İlk yaklaşımım tamamen mühendislik refleksi.
İçimdeki mühendis hemen tablo kuruyor:
Bölgelere göre sınıflandır
Protein / karbonhidrat dengesi incele
Pişirme yöntemlerini karşılaştır
Malzeme erişilebilirliği analiz et
Sonra diyor ki: “Ülkemizin geleneksel bazı yemekleri nelerdir? sorusunu cevaplamak istiyorsan önce veri gerekir.”
Ama içimdeki insan tarafı buna gülüyor.
“Veri mi? Ben o yemekleri annemin mutfağında hissettim, veri değil o.”
Ve tartışma başlıyor.
İçimdeki mühendis konuşuyor
İçimdeki mühendis taraf bazen çok sert:
“Bak,” diyor, “Türkiye’nin geleneksel mutfağı coğrafi olarak bölgesel dağılım gösterir. Et ağırlıklı Orta Anadolu, zeytinyağlı Ege, baharat yoğun Güneydoğu… Bunlar kültürel optimizasyon sonuçlarıdır.”
Hatta işi daha da ileri götürüyor:
“Her yemek bir adaptasyon ürünüdür. İnsanlar iklime, tarıma ve ekonomik koşullara göre en verimli yemek sistemlerini geliştirmiştir.”
Bu bakış açısıyla Ülkemizin geleneksel bazı yemekleri nelerdir? sorusu neredeyse bir algoritma problemi gibi görünüyor.
Ama sonra içimdeki insan araya giriyor.
İçimdeki insanın cevabı
“Tamam da,” diyor içimdeki insan, “sen hiç mantı yaparken hamurun kokusunu duydun mu?”
İşte o an iş değişiyor.
Çünkü Konya’da büyümüş biri olarak mantı benim için sadece bir yemek değil. Küçük tepsilerde açılan hamurun sabrı, annemin mutfakta sessizce çalışması, yoğurt ve tereyağının birleştiği o an…
İçimdeki insan devam ediyor:
“Ülkemizin geleneksel bazı yemekleri nelerdir? diye soruyorsan, bana önce duyguyu anlat.”
Konya’dan başlayan bir yemek hafızası
Benim hikâyem biraz Konya mutfağından başlıyor.
Etli ekmek… fırından çıktığında kenarları çıtır, ortası yumuşak. Sadece bir yemek değil, paylaşımın kendisi.
İçimdeki mühendis diyor ki:
“Bu yemek karbonhidrat ve protein dengesi açısından oldukça yüksek enerji sağlar.”
İçimdeki insan gülüyor:
“Sen onu boş ver, biz onu akşamüstü yorgunken yedik ve hayat biraz daha katlanılır oldu.”
İşte çatışma burada başlıyor.
Etli ekmek üzerinden iki farklı dünya
Etli ekmek Konya’da sadece bir yemek değil, bir ritüel.
İçimdeki mühendis şöyle düşünüyor:
İnce hamur = optimize edilmiş pişirme süresi
Et dağılımı = homojen ısı transferi
Fırın sıcaklığı = maksimum verim
Ama içimdeki insan başka bir şey görüyor:
Aileyle oturulan masa
Sessiz ama huzurlu sohbet
Bir lokmanın bile paylaşılması
Ve ben ikisinin arasında kalıyorum.
Türkiye mutfağına geniş açıdan bakış
Bir gün kendi kendime oturup tekrar sordum:
Ülkemizin geleneksel bazı yemekleri nelerdir?
Bu kez sadece Konya değil, tüm Türkiye’yi düşünmeye çalıştım.
İçimdeki mühendis hızlıca liste yaptı:
Mantı
Döner
Lahmacun
İskender
Karnıyarık
Zeytinyağlı sarma
Hamsili pilav
Menemen
Keşkek
İçli köfte
Sonra durdu ve dedi ki:
“Bunlar aslında birer sistem çıktısı.”
İçimdeki insan hemen itiraz etti:
“Hayır. Bunlar hayatın kendisi.”
Mantı: küçük parçaların büyük anlamı
Mantı benim için hep özel olmuştur.
İçimdeki mühendis şöyle analiz ediyor:
“Minyatür hamur parçaları, yüksek yüzey alanı ile sos tutma kapasitesini artırır.”
İçimdeki insan ise çok daha basit konuşuyor:
“Bunu yerken mutlu oluyorsun, mesele bu.”
İkisi de doğru ama biri eksik.
Döner: hareketli bir sistem mi, sokak hafızası mı?
Döneri düşündüğümde mühendis tarafım yine devreye giriyor:
“Dikey pişirme yöntemi, ısı dağılım optimizasyonu, sürekli kesim döngüsü…”
Ama içimdeki insan diyor ki:
“Gece geç saatte yediğin döner, bazen bütün günü kurtarır.”
Ve bu cümle mühendislik hesabından daha gerçek geliyor.
Ülkemizin geleneksel bazı yemekleri nelerdir? sorusuna duygusal yaklaşım
Bazen bu soruya sadece teknik cevap vermek bana çok eksik geliyor.
Çünkü yemek dediğimiz şey sadece beslenme değil.
İçimdeki insan taraf şöyle düşünüyor:
Çocukluk
Aile
Kokular
Bayramlar
Misafirlikler
Sofra etrafındaki sessizlikler
Mesela keşkek…
İçimdeki mühendis:
“Buğday ve etin uzun süreli pişirme süreci, lif yapısının parçalanması…”
İçimdeki insan:
“Sabırla beklemek.”
Zeytinyağlılar: sessiz ama derin
Zeytinyağlı sarma, fasulye, enginar…
İçimdeki mühendis bunları şöyle görüyor:
“Düşük ısıda pişirme, sağlıklı yağ profili, besin değerinin korunması…”
İçimdeki insan ise daha farklı hissediyor:
“Yavaşlık.”
Bu kelimeyi seviyorum. Çünkü bazı yemekler hızlı değildir, hayat gibi.
İki yaklaşımın çatışması: analiz vs deneyim
Bir noktada kendime şunu sordum:
“Ben aslında neyi arıyorum?”
İçimdeki mühendis cevap verdi:
“Doğru bilgiyi.”
İçimdeki insan cevap verdi:
“Doğru hissi.”
Ve burada büyük bir çatışma başladı.
Çünkü Ülkemizin geleneksel bazı yemekleri nelerdir? sorusu aslında iki farklı dünyaya açılıyor:
Biri katalog dünyası
Diğeri hatıra dünyası
Analitik yaklaşımın güçlü yanı
Mühendis tarafım bana şunları kazandırıyor:
Düzen
Karşılaştırma
Sistematik düşünme
Netlik
Mesela yemekleri şöyle sınıflandırabiliyorum:
Et ağırlıklı yemekler
Hamur işleri
Zeytinyağlılar
Çorbalar
Sokak lezzetleri
Ama bir şey eksik kalıyor.
Duygusal yaklaşımın gücü
İçimdeki insan tarafı ise şunu yapıyor:
Kokuları hatırlıyor
İnsanları hatırlıyor
Anları hatırlıyor
Ve en önemlisi:
Yemeği “veri” değil “deneyim” yapıyor.
“Ülkemizin geleneksel bazı yemekleri nelerdir” ile ilgili bu kapsamlı rehberi tamamladık. Capacim olarak daha fazlası için buradayız!
Konya’dan çıkan bir iç denge arayışı
Şimdi Konya’da otururken bu iki ses hâlâ konuşuyor.
Bazen mühendis kazanıyor, bazen insan.
Ama artık ikisini de bastırmıyorum.
Çünkü fark ettim ki:
Ülkemizin geleneksel bazı yemekleri nelerdir? sorusu tek bir cevabı olan bir soru değil.
Bu soru:
Hem analiz
Hem hafıza
Hem kültür
Hem de duygu
Son bir iç diyalog
İçimdeki mühendis diyor ki:
“Daha sistematik bakmalısın.”
İçimdeki insan diyor ki:
“Bazen sadece yemek yesen yeter.”
Ve ben ikisine de hak veriyorum.
Çünkü bazen en iyi cevap, ikisinin ortasında bir yerde duruyor.
Ne tamamen hesap, ne tamamen duygu…
Sadece hayatın kendisi.